Ejderha dövmeli kızı okuduktan sonra lisbeth salander ilgimi çekmeyi başardı ve kitabın 2. serisi olan ateşle oynayan kızı aldım, okumaya başladım.. sırada bekleyen başka kitaplar vardı ama sıra atladı bu kitap; yazarıda yaşam atlamış..ölmüş yani, üzüldüm.. umarım ergen veletlerin takıntı haline getirdiği kitaplardan biri değildir bu kitap. Nedense onların dokunduğu, sevdiği herşey bana itici gelmeye başladı.. gerçi bunda; o yollardan geçerek kendilerini bir gömlek atlamış sanan insanların payı büyük..
her neyse…
Kitap elimdeyken aklıma bi düşünce geldi.. bu düşünceyi yazmak için çok çetrefilli yollardan geçtim.. Önce saçlarımı taramak için tarağımı almaya yan odaya geçtim.. Saçlarımı tararken bilgisayarı kucağımı aldım, saçımı tararken dökülen saçlarımı bir yerde toplu dursun diye klavyeye koydum.. bir elim saçlarımdayken, diğer elim kumandaya gitti ve unuttuğum kral tvyi açtım.. bilgisayarım açıldığında düzgün yazabilmek için saçlarımı klavyeden topladım..itinayla topak haline getirilen saçlar, daha sonra çöpe yollamak üzere yanıma istif edildi..
windows live writerımı açarken tırnağımın kenarında çıkan asi tırnağı çektim.. ve bu kadar yorucu bir süreçten sonra ve üzerine bir o kadar yazı yazdıktan sonra aklıma gelen cümle şuydu:
“ deftere yazmak üşendirici gelirken, bilgisayara yazmak üşendirici gelmiyor. neden acaba?”
*sessiz bir evde kitap okuyamıyorum, ses olsun diyede tv açık kalıyor.

0 yorum:
Yorum Gönder