Tartım bozuldu, 4 senelik bir mazim vardı onunla benim. Her depresyona girdiğimde kilomla ilgili bu acımı paylaşıp eziyordum onu. Dün en son bana mutlu haberi verdi baskülüm "sevin bir kilo daha verdin" diye. Sonra yavaş yavaş nefesini verdi. En son öldürücü darbeyi 2 yaşında bir bebek yaptı.
Gerçi evimde her şey bozulmaya başladı yavaş yavaşşş.. Önce ocağımın bir gözü, sonra elbise dolabımın bir kolu, daha sonra devamlı sertçe çarpılan kapım, daha daha sonrası Allahtan yok..
Evinde 13 kişi yaşayan bir olaraktan bunların olması gözüme normal gözüküyor ama ama ama dayanamadığım tek bir nokta var oda TU-VA-LET.
Of bu kadar iğrenç bişey olamaz. Her sabah burunuma bir ordunun girdiği tuvaletin kokusunun gelmesi beni iğrendiyor. O kokuyu her hissettiğimde "bir daha orduyu evimde uzun bir süre, hele hele 30 gün kadar olan zaman dilimi içinde misafir etmem"
Tüm bunlar olurken geçenlerde kafam dağılsın diye gümüşler manastırına gittik nişanlımla. Meryem ananın tek gülen resmi oradaymış. Süper bir yer. Niğdeye yolu düşenlerin mutlaka gitmesi gereken bir yer. Rahiplerin sığınağı, mezarlıkları ve ceza odaları. Sanki tarihte yolculuk yapıyorsunuz. Ve meryem ananın resmedildiği odada bacak kemiği olduğunu düşündüğüm rahip kemiği..
Niğdeyi gezdik dolaştık. Küçük bir yer olduğundan kaybolma gibi bir derdimiz olmadı. Oradan akşama Niğde de güzel bir restoranda iftarımızı açtık. Gerçekten unutulmaz bir gündü.
Ve belemedik taraflarında canımız sıkıldığında gidebileceğimiz harika bir yer bulduk. Bir tarafta tren hattı :) diğer tarafta doğanın harika manzarası, uzandığında ise masmavi bir gökyüzü, yemyeşil ağaç daları ve güneş ışığının muhteşem pırıltısı.
neyse...
burada bir erkek çocuğu var ve ben onu haşlamak üzereyim.. Allahım şu 8 gün çabucak geçsin nolurr
21 Ağustos 2011 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


0 yorum:
Yorum Gönder